Wang Bing ile Röportaj

Film çektiğiniz kişilerle ilişkilerinizi nasıl kuruyorsunuz? Sonuçta beraber saatler geçiriyorsunuz, karşılıklı güveni nasıl oluşturuyorsunuz? Bilhassa güven, insanların özel hayatlarına sizi dahil etmesi açısından çok mühim. Bir de kameranın rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Kamera devreye girdiği an, insanlar gözlemlendiklerini bildikleri için farklı davranabilirler. “Youthˮ üçlemesinde soru sorarken sesinizi duyduğumuz birkaç yer var. 

İnsanlar, çekim yaptığımız kişilerle ilişkilerimizi nasıl kurduğumuzu sıkça soruyorlar. Doğrusunu söylemek gerekirse özel olarak yaptığımız bir şey yok, süreç epey doğal işliyor. Bir mekâna vardığımızda, bu bir atölye olabilir, sadece oraya giriyoruz. Kısa bir sohbet ediyoruz bir iki dakika ve sonra çekime başlıyoruz. Başta kameranın orada olduğu bilincinde olsalar da kısa süre sonra unutuyorlar. Az soru sormaya çalışıyoruz; genelde hemen yanlarında sessizce yapıyoruz çekimi. Ara sıra etkileşimler oluyor tabii ancak bunlar planlanmış şeyler değiller. 

Bize biraz Youthʼun kurgu sürecinin ve anlatı yapısının süreç boyunca nasıl şekillendiğinden bahseder misin? 2,600 saatlik bir görüntü çekmişsiniz, bunca materyali nasıl filme nasıl çevirdiniz? 

Film çekerken kaydettiğim her bir karaktere yakın olmam gerekiyor. Hikayelerini tam anlamıyla belgelendirebilmek ve bütünüyle yakalayabilmek için onlara yakın olmam şart. Bu bahsettiğim çekim süreci boyunca gerekli. Montaj sürecinin başında, çok fazla görüntünün olduğunu fark etmiştik. Her bir sekans çok detaylıydı. Ama eğer her sekansı bütünüyle kullanmak isteseydik, hiç montaj yapamazdık ya da normal izlenebilir bir film yapamazdık. Bu yüzden başta, bu montaj meselesinde çok huzursuzdum. Ancak 2021’de, montaja olan yaklaşımımızın her sekansı olabildiğince basit hale getirmek olduğunu fark ettik. Başka bir deyişle, 2021ʼde, her sekansı basitleştirmemiz gerektiğini fark ettik böylece her hikâye çok kısa bir sürede anlatılabilir hale geldi. Her sekans 20 dakikalık birer bölüm haline geldi. Bunu 2021ʼde fark ettik, 20 dakikalık bölümlere ihtiyacımız vardı. Üçlemenin ilk bölümünde yaklaşık 20 dakikalık 9 sekans kullanmaya karar verdik. İkinci filmde de 9 sekans vardı ama bazıları daha uzundu. Genel olarak ilk bölümdekilerden biraz daha uzunlardı; her bölüm 20 ve 25 dakika arasında sürdü. Montaj boyunca çok büyük bir görüntü havuzu olduğunu fark ettik. Çok görüntümüz olduğu için her sekansı karmaşık hale getirebilirdik tabii. Bu yüzden mühim olan içerikleri seçmemiz için epey zaman harcamamız gerekti. Kendi başına çok iyi olabilecek bazı görüntüleri dışarda bırakmak zorunda kaldık çünkü bu parçaları filmin genel yapısına dahil edemedik. Bu yüzden bu kısımları çıkarmak zorunda kaldık. Her yönetmen bu duruma farklı yaklaşabilir ama benim açımdan bir film çok uzun ve içeriği çok karmaşıksa, hikayeyi oluşturmanın veya tasavvur etmenin en iyi yolu anlatımı ve yapıyı olabildiğince basit tutmaktır. Aksi takdirde, film çok uzun ve içerik çok karmaşık olduğunda izleyicilerin kafası karışabilir. Bu yüzden benim için en basit yapı en iyi yapıdır. 

Genelde filmlerinin konusunu nasıl seçiyorsun? Örneğin, Till Madness Do Us Part’ta bir akıl hastanesi, West of the Tracksʼte bir sanayi bölgesi, Mrs. Fangʼde ölen bi kadın, Youthʼta Zhili bölgesindeki atölyeler vardı. Yani tüm çalışmalarınızda konuları, hikayeleri ve mekanları nasıl seçiyorsunuz? 

Farklı dönemlerde Çinʼin farklı bölgelerinde yaşadım. Bu yüzden filmlerimde farklı temalar ve farklı mekanlar bulunuyor. Örneğin 2008’deki Crude Oil filmi: O dönemde Çinʼin Kuzeybatıʼsındaydım ve Dead Souls ve The Ditch projeleri üzerinde çalışıyordum. Bir gün, Gobi Çölüʼnde arabayla gezerken petrol işçileriyle karşılaştım ve çölde nasıl yaşadıklarını gördüm; bu beni gerçekten etkilemişti. Bir anda, onlar hakkında bir belgesel yapmaya karar verdim ve bu da Crude Oil filmi oldu. 2005 ile 2010 arasındaydı. Till Madness Do Us Part Yunnanʼda çekildi. 2010 ile 2014 arasında, Yunnanʼda Three SistersTaʼang ve başka bir uzun metrajlı film projesi üzerinde çalışıyordum. Bu şekilde, orada farklı konular üzerinde çekimler yapmıştım. Daha sonra, Mrs. Fang filmim, Youth‘u çekerken Zhiliʼdeyken ortaya çıkıverdi. Yerel bir arkadaşım annesinden bahsetti. Evine gittim, annesini gördüm ve bir film yapmaya karar verdim; ama o sıra Youth ile meşguldüm. Bu yüzden o dönem bu fikri bir kenara koydum ama daha sonra annesinin hasta olduğunu öğrendim ve bu projeyi daha önce başlatmadığım için pişman oldum. Bu yüzden annesinin son günlerini filme almaya karar verdim ve bu da Mrs. Fang filmi oldu. O dönemde filmi bitirip bitiremeyeceğimi bile bilmiyordum. Ancak bir şekilde bu filmde yaşanan gecikmeleri telafi etmenin bir yolu bulundu. İşte Mrs. Fang böyle çekildi. 

Son olarak genç sinemacılara ne tavsiye edersiniz?

Herhangi bir konuda öğüt verecek konumda olduğumu sanmıyorum. Ama yine de her film yapımcısı kendi yolunu bulmalıdır. Yaratıcılık her yaşta mümkün. Daha yaşlı birinin daha yaratıcı veya yetenekli olacağı anlamına gelmez. Gençler de çok yaratıcı ve yetenekli olabilir. 

Tüm yanıtlarınız için teşekkürler. 

Röportaj: Matthias Kyska

Çeviri: Betül Eke


Posted

in

by

Tags:

Comments

Yorum bırakın